Tut Gölgemin Ellerinden
7/5/2009 ·
Gölgem dolaşır ziyasında hüznün
Yüreğinin çizgilerinde yarınların izini sürüyorum. Hani bir gece vakti sessizliğinde şatafatlı suskunluklar adına sana “ben “ olduğum gibi. Sen hep en uzakları düşlerdin ve uzakları saklardın koynunda. Ve sevdanın en ağlamaklı yamacında karanfil artığı hüzünleri biriktirdiğin içindi tüm ağlamalarım. Sen tüm şarkı sonlarında okunan şiir, her türkü sonunda çekilen bir ağıt gibisin gözlerimde. Sen ki harabeler arasında kalmış yüreğimde tertemiz bir inci… Yüreğimin kıskacında üzünç hüzün tanesisin.
Ben yollarına deli divane… Hasretin gece dolusunda bir kırıntıyım. Yırtılan düşlerde kocaman bir çizgi… Yağmurları silinen resim defterinden... Oysa umursamaz bir hayatın yükünü taşıyorum kahırlı omuzlarımda. Göz değmeyen sevdaların hatırına onulmaz şarkılarda onurlu adımlarımla gece sayıklayanım kahırlı bekleme salonlarında.
Tut gölgemin ellerinden. Sesime değen şiirlere birik.
Semaya uzanan dualara karışsın seslerimiz…
Hecelerin sırrını içine hapsettiğinden beri, sonsuz karanlıkların sabahını ifşa ediyorum adına. Sonra adı konmamış bir sevdanın yamacında, sancılı ölümler besleyen bir üveyiğe düşürüyorum. Her bahara yeni umutlar besleyen güllerin derlendiği isimle, sevecen tavırların merhametini dillendiriyorum tozlu suskularımla. Ne olur… Ne olur yalnız bırakma sevinçlerimi. Yüreğimde kırılırken kristal şehirler, dalgalanıyor gönderimde, iki heceli adın… Sonra… Gülücüklerini seyrediyorum zamanın. Ey içimin doğulu yanı... Gül yüzlü yaramaz çocuğu. Küskün bir hece mi var derinlerinde…
Merhabası mahşere kalan bir sevdayı sunma yüreğime. Sen kesilen yaralarımı içerken her sabah, büyülü bir kısrak yelesinde biçimlendir ruhumu. İçimin haykıran yanlarına merhem olsun diye dök kezzapların son zamanlı kıvılcımlarını..
Yüreğimin nerede inceldiğini bile bilmediğim sitemlerle kanıyor. İliklerimden vuruldum, gerildim damarlarımdan. Gözlerim can çekişiyor hala. Failim, kâbus yanlarımla, failim, gırtlağıma yapışan hıçkırığımla.
Üç günlük bir sevda değil benimkisi. Cehennemi bastım bağrıma. Yangını yazdım baldıran düşmüş sayfalara hasret örümlü cümlelerle… Yangını yazdım tutulurken gölgemin ellerinden. Zamansız bir gülümseyiş gibi peşine düşülmüş yarınların ardında filizlenen ve yeşeren ölümlerimle.
‘’Yangını sevdim, yazdığım zaman işte böyle’’
Filbahar Dergisi 10 . Sayı
Abdulsamet KILINÇ

